| KAYITLAR | DEFTERE YAZ | ANA SAYFA |
Gönderen:
Emrah GÜL
Yer:
Diğer
Tarih:
02 Eylül 2010, Perşembe 17:12
|
Sevgili Recep kardeşim, öncelikle geçmiş olsun diliyorum Allah şifanın tamamına erdirir inşallah Nazim abim sana da geçmiş olsun vallahi çok sevindik inşallah daha iyi günler göreceksiniz.Kalın sağlıcakla....
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
fikret gül
Yer:
Diğer
Tarih:
02 Eylül 2010, Perşembe 17:07
|
sevgili arkadaşım nazım öncelikle ogluna sana ve tüm ailene çok geçmiş olsun inan sevinciden ne yazacagımı bilemedim inşallah darısı nail kardeşimize fikret gül ve ailesi
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
HALİM KAŞBAŞI
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Eylül 2010, Perşembe 10:50
|
Sevgili Nail kardeşim dünyanın en güzel ve sevindirici haberini bizlere duyurdun gerçekten çok sevindim inşallah senin içinde böyle bir habere hep birlikte seviniriz. Nazım kardeşim bir tarafta bedeninde acıyı bir tarafta yeni baştan hayata döndürdüğün evladının Mutluluğunu yaşıyorsun Rabbim sana ve oğluna şifasını verecektir Allah Yardımcınız olsun Sizlere ve yakınlarınıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
NAİL KAYABAŞI
Yer:
Diğer
Tarih:
01 Eylül 2010, Çarşamba 10:20
|
KÖYÜMÜZDEN NAZIM NİYAZOGLU;nun OGLU RECEP NİYAZOGLU YAKLAŞIK 5.5 YILDIR GİRDİGİ DİALİZDEN DÜN BABASININ VERDIGI BÖBREKLE NAKİL OLMUŞTUR,BAHÇELİ EVLER ÖZEL ( JVK ) hastahanesin de yaklaşık 5 saat süren ameliyatla nakil olmustur.eniştenin ve yigenimin durumu çok iyidir.darısı tüm hastalarımıza insallah. irtibat tel: NAİL KAYABAŞI 05358173364
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hatice Altındağ
Yer:
İstanbul
Tarih:
27 Ağustos 2010, Cuma 23:16
|
(http://yeni.atasehir.bel.tr/haberdetay.aspx?ID=2997)
Herkese selamlar. Engelliler için; PLASTİK KAPAK TOPLAYARAK ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZA TEKERLEKLİ SANDALYE ALMA amacıyla Ataşehir Belediyesi bir kampanya başlatmış. Nisan ayında başlamış ve 30 eylüle kadar sürecekmiş.
Hepimiz engellileri gördüğümüzde üzülüyoruz aslında ama sadece üzülmekle toplumun yaraları sarılmıyor. Böyle fırsatlar buldukça değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Sadece,"plastik kapakları atmak yerine biriktirmekle" güzel şeylere vasıta olunabiliyormuş. Bu mübarek ayda bu güzel kampanyaya katılmanız dileğiyle paylaşmak istedim :)
Yukarıdaki internet adresinden detaylı bilgiyi alabilirsiniz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ahmet Niyazoğlu
Yer:
Ankara
Tarih:
24 Ağustos 2010, Salı 09:06
|

Doğum Günü Hediyesi
Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir
dostum olan fırıncı Biraz bekleyeceksin hocam dedi.
İki üç dakikaya kadar çıkartıyorum.
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken içeriye
yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol
yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe
topallıyordu. Selam verdikten sonra fırıncının tezgahına
yaklaşarak Ekmeklerimi alayım dedi.
Benim ikizler acıkmıştır.
Fırıncı adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın
altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan
ekmeklerden dörtbeş tane çıkardı.
Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş
tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç
tanesinin şekli değişmiş katılaşmış taş gibi olmuştu.
Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği
beklemesini söylemiyorsun Biraz sonra çıkacak ya
Bayat ekmekleri kendisi istiyor. dedi fırıncı. Çok fakir
olduğundan ona yarı fiyatına veriyorum.
Kim bu adam diye sordum.
Kore gazilerinden dedi. Oğluyla gelini bir trafik kazasında
vefat edince ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır
onlara bakıyor hem de çok az bir maaşla.
Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve
ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.
Aradaki farkı ben vereyim dedim. Hiç olmazsa bugün
taze ekmek yesinler. Fırıncı teklifimi kabul etti ve biraz
sonra da fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına
doldururken şekli bozuk bayat ekmekleri de tezgahın altına koydu.
Çok şanslısın hacı amca dedi. Çocuklar için sana
bugün pasta gibi ekmek vereceğim.
Yaşlı adam bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı
göğsüne bastırırken. Allah senden razı olsun evladım dedi.
Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun
Cüneyd Süavi
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ahmet Niyazoğlu
Yer:
Ankara
Tarih:
24 Ağustos 2010, Salı 08:57
|

Ölümsüz Sevgi
Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı sonra onları tüm içtenliğiyle evine
davet etti Burada böyle oturduğunuza göre üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız dedi. Lütfen içeri gelin size yiyecek birşeyler hazırlayayım Üç yaşlıdan biri kadına eşinin evde olup olmadığını sordu.Kadın eşinin biraz önce çıktığını şu anda evde olmadığını söyledi. Yaşlı adam başını iki yana salladı Eşiniz evde değilse biz de davetinizi kabul edemeyiz dedi. Akşam eşi geldiğinde kadın karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı. Senin evde olmadığını öğrenince içeri girmek istemediler dedi. Yaşlı adamların bu davranışlarını öğrenince kadının eşi üzüldü. Bir bakıversene dışarı dedi. Hâlâ oradalarsa şimdi davet edebilirsin eve. Kadın kapıyı açar açmaz karşı kaldırımdaki beyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. Eşim geldi şimdi evde dedi ve onlara davetini yineledi Yemeğimizi birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz dedi ve kısa bir duraksamadan sonra bir açıklama yaptı Sağ yanımdaki arkadaşımın adı Zenginliktir. Bu yanımda oturan arkadaşımın adı Başarı benim adım ise Sevgidir. Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi kadına ilginç bir öneride bulundu Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip bir karara varın dedi. İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize.
Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin sonra gelin kararınızı bize bildirin. Kadın Sevginin önerisini eşine anlattığında adam sevinçten göklere fırladı. Aman ne güzel ne güzel dedi. Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre biz de içlerinden Zenginliği davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur. Eşinin kararı kadının hiç de hoşuna gitmedi. Başarıyı davet etsek daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız kocacığım dedi.
Kayınvalidesiyle kayınpederinin bu konuşmasına içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi. En doğru karar Sevgiyi davet etmek değil midir dedi. Düşünsenize evimiz bir anda sevgiye kavuşacak. Gelinin bu önerisi kayınpederin de kayınvalidenin de çok hoşlarına gitti. Tamam en doğru karar bu olacak dediler. Sevgiyi davet edelim Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu İçinizde hanginiz Sevgi Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun. Sevgi ayağa kalktı eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve Sevginin arkasından onlar da eve doğru yürümeye başladılar. Kadın büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde Zenginlikle Başarıya sordu Siz niçin geliyorsunuz Ben yalnız Sevgiyi davet etmiştim. Kadının bu sorusuna üç yaşlı birlikte yanıt verdiler Eğer içimizden yalnız Zenginliği ya da Başarıyı davet etmiş olsaydınız davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik. Fakat siz Sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda üçümüz birden gelmek zorundayız evinize.
Ve kadının Niçin diye sormasını beklemeden Zenginlik ve Başarı sözlerini şöyle sürdürdüler
Çünkü Sevginin olduğu her yerde biz Zenginlik ve Başarı da her zaman onun yanında oluruz.
Yazarı Bilinmiyor
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ahmet NİYAZOGLU
Yer:
Ankara
Tarih:
23 Ağustos 2010, Pazartesi 15:15
|

BABAYA MEKTUP
Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde Babama yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu
Sevgili Baba Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben jale ile buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam. Şunu biliyordum siz onun
vücudunun her yerine taktığı küpeleri derisine işlettiği dövmeleri kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk. Baba jale hamile Jalenin dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor. Jale benim gözlerimi
esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede ihtiyacımız olan kokoin ve ekstaziye ulaşacağız.
Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Jale sağlığına kavuşsun diye. O kesinlikle iyileşmeyi hak ediyor. Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim. Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak seveceksin
Oğlun.
NOT Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmetlerdeyim.
Sadece sana masamın üzerinde seni bekleyen okul karnemden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ahmet NİYAZOGLU
Yer:
Ankara
Tarih:
19 Ağustos 2010, Perşembe 09:54
|

BARIŞ MANÇO NUN CANLI YAYINDA KÜSTAH FRANSIZ SPİKERİNE VERDİĞİ DERS
Barış Manço Fransa da bir televizyon kanalının canlı yayınına
konuktur.
Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile Türk olduğu için kendince dalga geçmektedir.
Sürekli işte Türk yani barbar vahşi vs. demektedir.
Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere yanınızda kâğıt para var
mi diye sorar
Bu soruya spiker şaşırır ve evet var ama ne olacak der.
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır.
Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında Anahtar adlı şarkısını
söylemiştir.
Bu şarkının bir bölümü şöyledir
Beş Akif bir Saat Kulesi iki Kule bir Fatih beş Fatih bir Mevlana
iki Mevlana bir Sinan Barış Manço Anahtar şarkısı Darısı Başınıza Albümü 1992
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adi geçen kişiler o
dönemdeki
Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir.
Barış Manço spikere sorar Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim.
Spiker
General.. Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan
kişileri de sorar spikerin verdiği cevaplar hep aynidir
General.. Amiral.. Komutan..
Spikerin bu falanca General falanca Amiral falanca Komutan
cevabından sonra bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır. Spikere der ki
Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy dur. sairdir.
Bu fotoğraftaki kişi Mevlana dır. Düşünürdür.
Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet dir. Adaletin
sembolüdür..
Bu paradaki kişi ise Atatürk tür. Yurtta barış dünyada barış diyen kişidir..
Bizim paralarımız bunlar.. Biz Türkler ince ruhlu kibar medeni insanlar
olduğumuz için paralarımızın arkasına sairlerimizin
düşünürlerimizin bilim adamalarımızın fotoğraflarını bastık.
Siz Fransızlar kendiniz barbar vahşi olduğunuz için paralarınızın
arkasına hep savaş Adamlarının fotoğraflarını basmışınız der.
Barış Manço nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri
Canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar başka bir spiker
yerine
gelir ve canlı yayın yeniden baslar yeni spiker Barış Manço dan ve
Türklerden özür diler programa böylece devam edilir.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Site Yönetimi
Yer:
İstanbul
Tarih:
18 Ağustos 2010, Çarşamba 15:10
|
Ad-soyad yazılmamış mesajlar silicenektir..
|
| Yukarı |
|
| |